Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Nüfus Politikaları Kurulutoplantısına başkanlık etti. Toplantı öncesinde Yılmaz, Türkiye’nin nüfus yapısındaki değişimi anlattı, 2025’te nüfusun 86,92 milyon 92 bin olacağını söyledi, yıllık artışı 0,5% olarak rapor etti. Doğurganlık hızının 1,42 çocuğa düştüğünü belirtti, bu da Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesi. Yılmaz, 2017’de 1,5’nin altındaki il sayısının 4’tü, 2025’te ise 59’a ulaştığını söyledi. Şanlıurfa dışında sadece bir ilin 3 çocuktan fazla doğurganlık oranı var, 76 ilde 2,1’in altı. Tek çocuklu haneler artıyor, iki ya da daha fazla çocuğu olan haneler azalıyor.
Yılmaz, 2026-2035 dönemini “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak tanımladı. Analık izni doğum öncesi 8, sonrası 16 hafta, toplam 24 hafta, çoğul gebeliklerde 26 hafta. Babaların mazeret izni 10 gün, ebeveynlere çocuk ilköğretime kadar haftalık 20 saat yarım zamanlı çalışma imkânı. Çocuk bakım hizmetleri yaygınlaştırılıyor; kamu kurumlarındaki asgari çocuk sayısı 50’den 30’a indirildi, 150 bağımsız bölümden fazla projelerde 0-66 aylık çocuklar için gündüz bakımevi zorunlu. Kadınların 2028’de iş gücüne katılımı 40,1% hedefleniyor.
Doğum yardımları da revize edildi: tek seferlik doğum yardımı 5 bin TL, ikinci çocuk için 5 yaşına kadar aylık 1,500 TL, üçüncü ve sonrası için 5 bin TL. Aile ve Gençlik Fonu ile 81 ilde 18-25 yaşları arasında 250 bin TL, 26-29 yaşlarında 200 bin TL faizsiz kredi desteği sunulacak. Yaklaşık 250 bin gence evlilik öncesi eğitim verildi. Yılmaz, “Nüfus meselesi Türkiye’nin geleceği açısından stratejik” dedi, uluslararası arenada da Türk Devletleri Teşkilatı, OECD ve İİT’te aile & nüfus gündemi öne çıkıyor.
Türkiye’nin ortanca yaşı 34,9’a yükseldi, yaşlı nüfus oranı 10% üzerindeki il sayısı 62. Doğurganlık düşüşü sadece ekonomik değil, konut, iş, eğitim, sağlık, kültürel koşullar da etkiliyor. Yılmaz, “Mevcut düşüş eğiliminin devam etmesi halinde çocuk nüfusunun oranı 2100’te 9,9’a kadar gerileyebilir” diyerek uyarıda bulundu. Ne var ki, 2100’e kadar 9,9% olacak mı, yoksa başka bir sürpriz mi bekliyor bizi? Bakalım gelecekte neler değişir, yoksa aynı tablo mu kalır?
Kaynak: Orijinal Haber